


DUYULAR DIŞI ALGILAMALAR (DDA)-
Amerikalı
Parapsikolog J. B. Rhine tarafından icat edilen ESP
(DDA) terimi, beş duyunun dışında
hissetme, anlama, algılama, bilme, görme, hareket ettirme
yeteneklerini kapsamaktadır: Telepati, Prekognisyon,
Psikokinezi (PK), radyeztesi,
bilokasyon, tekinsiz ev,
durugörü, otomatik yazı
ve resim gibi olaylar...
Maddeci bir açıdan
incelenen bu olayların ruhsal (psişik) olmayıp duyumsal (sansoryel)
olduğunu, insan beyninin ve irade gücünün bir fonksiyonu olduğunu
ifade etmek için duyular dışı algılama denmiştir. Olaylar
inkar edilemiyor, fakat sebep psişik bir güç olarak da kabul
edilmiyordu.
Daha sonra "PSİ
Kuvveti" diye bir kuvvet kabul edilmiştir. Bu
kuvvet de yine insanın kendisiyle sınırlıdır. Bedensiz
varlıkların, bedenden hariç bir ruhun, varlığın gerçekliği
üzerinde durulmamaktadır.
Düşünceler arasında
doğrudan doğruya bağlantı kurulması. İki zihin veya ruh
arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki
alış ve verişi .
Telepatide, alıcı
ve verici olmak üzere en az iki kişi vardır. Deneysel
olabileceği gibi, kendiliğinden de ortaya çıkar. Duyular
Dışı Algılama (DDA) ismi altında araştırma
konusu olan telepati, insan dimağının ve psişik
varlığının zamanla yozlaşmış bir yeteneğidir. Devamlı
çalışmak suretiyle bu yetenek gelişebilir.
Ruhsal irtibatlar,
derin telepatik bir birleşmedir. Telepati, evrensel bir bilgi
iletişim aracıdır.
Telepati, zaman ve
uzay bakımından sınırlandırılamaz. Zihnin ve ruhsal
enerjinin kapasitesi oranında telepatik etkileri uzay ve zaman içinde
her yere ve yöne yönlendirmek mümkündür.
Dr. İ. Kogan'a göre:
"Telepatik
alış-veriş sırasında telepatik verici, bir fikri kendi
beyninden alıcının beynine yansıtmakta, daha çok bu fikri
içeren bir enformasyonu aktarmaktadır. Bu enformasyonlar,
alıcının beynine bir psi alanı vasıtasıyla
aktarılır."
Psi Alanı,
vasıtasıyla aktarılan enformasyon özel dalgalar hâlinde yayılmaktadır;
telepati olayını bilimin henüz bilemediği bir Güç sağlamaktadır.'
(Guko ve Siskin)
Durugörünün çok yaygın bir alanı vardır. Durugörü (ruhsalgörü de denebilir), beş duyunun dışında eşyaları ve fikirleri algılama ve görmedir diyebiliriz. Esas itibarıyla duyularla ilgisi olmayan ruhsal bir yetenektir. Bu konuda en değerli çalışmaları E. Osty yapmış ve bir sınıflama meydana getirmiştir.
Medyomluk türlerinin
en fazla tezahür eden şekillerinden biri olan durugörü
medyomluğu, insanlar tarafından çok eskiden beri dikkate değer
bulunmuştur. Çünkü, insanların geleceği hakkında bilgi
vermek mümkündür ve herkes bunu öğrenmek eğilimindedir.
Durugörü, başlıca üç
ana kolda incelenmektedir:
l- Basit Durugörü:
Medyomun, sadece etrafındakileri görebilmesidir. Çok dar bir
alan ve sınırlı mekân içerisinde kalır. Mekân ve zaman
itibarıyla geçmiş ve gelecek hakkında herhangi bir fikir ve
vizyon yoktur. Basit durugörüyü kendi arasında "tam"
ve "kısmî" olarak
da bir ayrıma tâbi tutmak mümkündür.
2 - Mekân İçinde
Durugörü: Medyomun, uzakta meydana gelen olayları ya da
yerleri algılaması ve gözlemesi demektir. Normal olarak
gözlenmesi mümkün olmayan uzak mesafedeki veya kapalı, saklı
olan şeyler medyom tarafından görülür ve ayrıntıları
hakkında bilgi verilir. Mekan içinde durugörü de
kendi arasında bölümlere ayrılır: İradi yarı iradî ve
irade dışı...
3 - Zaman İçinde
Durugörü: Kısaca, geçmiş ve gelecek hakkında bilgi sahibi
olabilmektir. Görücü medyomun; uzakta olan eşyaları ve
olayları görme yeteneğidir diye de bir tanım yapmak mümkündür.
Keşifler, kehanetler, fallar ve peygamberane vizyonlar vs. gibi
psişik olaylar bu branşa girerler. Geçmişe ve geleceğe ait
olmak üzere iki kısma ayrılırlar.
Hiçbir maddî araç
olmadan, bilinen hiçbir cihaz kullanılmadan bedensiz
varlıklardan, uzak maddesel ortamlardan gelen ses ve
konuşmaları duymaktır.
Duruişiti,
medyomluğunun uygulaması çok eskilere dayanır. Duruişitir
kimse sesi, ses organıyla değil, zihniyle işitir. Ses, beynin
içinde ortaya çıkar, bu sesi medyomdan başkası işitemez.
Dış âlemden gelen etkiler, söz, yazı, vizyon hâlinde nasıl
yorumlanıyorsa, duruişitide de ses tarzında yorumlanmaktadır.
Etkileri ses hâline çeviren medyomun kendi maddî organı,
beyni ve seyyalevî bedenidir.
Duruişitinin ilk
çalışmalarında, eski deneyciler, oldukça büyük
denizminaresi kabuğunu (coquille) bir tür
megafon gibi kullanırlardı. Böylece, dışarıdan gelen ses
konsantre ediliyor, kuvvetlendiriliyordu. Duru görüde nasıl
ilk çalışmalarda asıl haberci vizyonları almadan evvel
kendiliğinden gelen, klişeler tarzında ortaya çıkan imajlar
varsa, duruişiti medyomluğunda da aynı tarzda karışık,
belirsiz, amaçsız, anlamsız ses kalıpları vardır. Önce fısıltı
tarzında olan sesler gitgide kuvvetlenerek normal ses tonu kadar
kuvvetli hâle gelir.
Doğal
uyurgezerlikte, ekstaz (vecd) hâlinde,
mistik murakabede, bazı ruhsal bunalım hâllerinde, kendiliğinden
olarak ortaya çıkan duruişiti olayları vardır. Telepatiden
farklıdır. Telepatide alınan etki, hissî ifadeler
hâlinde ortaya çıkar. Duruişitide ise böyle bir durum yoktur,
beynin içinde bilinen ses gibi ses işitilir ve tereddüte yer
kalmaz. Sanki beyin içine yerleştirilmiş bir telefon
alıcısı var gibidir.
Kısaca, gelecekteki
bir olayı muhakeme yürütmeden bilmektir. Önceden
bilmeye pek çok konular girer. Görücü medyomluk,
astroloji, haberci rüyalar, şiromansi,
vizyonlar, premonisyon, kesin önsezi vs. İnsan ruhunun
gelecekteki olayları, durumları, kesine yakın bir şekilde
bilmesinde, kendi yeteneğinden çok, rehber varlıkların,
Ruhsal İdareci Varlıklar'ın dahli vardır.
Önceden bilme,
yalnız insanlarda görülmez. Birçok hayvanlar, deprem olmadan
önce bunu kuvvetle hissederler. Kuşlar göç ederlerken yollarını
önceden bilirler. Karıncalar, şiddetli geçecek kış için
önceden besin biriktirirler.
Önceden bilme,
her devirde insanları cezbetmiştir. İnsanlar, her zaman,
gelecek karşısında tedbirli olmayı, kendilerini bir tür
garantiye almayı arzu etmişler, proje ve arzularının gerçekleşme
derecesini öğrenmek istemişlerdir. Hatta kral ve hükümdarlar,
prekognisyon, yeteneği olan kimselerle
işbirliğinde bulunmuşlardır.
Yakın veya uzak bir gelecekte olan bir olayın imajlı ya da imajsız biçimde, kendiliğinden bilinmesi demektir, uyanık hâlde, rüyada veya uyurgezer durumda meydana gelebilir. Bir tür önsezi'dir denebilir.
Metapsişik anlamda,
süje ve medyomların, eşyaları elle veya başka bir maddesel
bir araç olmadan uzaktan hareket ettirmeleri olayına denir.
Özellikle fiziksel medyomluk sahasında ele alınır. Ve
fiziksel yeteneği olan medyomların belirgin niteliğidir.
Telekinezi,
olayları çok çeşitlidir. Eski araştırıcıların, sebebi
bilinmeyen, etkeni gizli olan hareketler için kullandıkları kriptokinezi
terimi, Telekinezi'nin başka bir
adıdır.
Parapsikologlar ise, Psikokinezi terimini
kullanırlar. Fakat telekinezi terimi olayın mana ve ruhuna daha
uygundur.
Parapsikologların,
telekineziye verdikleri isimdir. Bedeni hiçbir araç araya
girmeden, fiziksel bir enerji olmadan,
bilinen hiçbir taşıyıcı kullanılmadan fiziki bir varlık
üzerinde insan ruhu tarafından meydana getirilen direkt
etkiler, fiziksel hareketlerdir.
Levitasyon, apor,
eşyaların yer değiştirmesi, tekinsiz evler, darbeler,
bilokasyon, ektoplazmik olaylar, manyetik olaylar psikokinetik
adı altında incelenmektedir.
| Telepati | Prekognisyon | Psikokinezi |
| Durugörü | Premonisyon | |
| Duruişiti | Telekinezi |
DDA ÇEŞİTLERİ:


