2217 .duyu dışı algılamalar 6.HİS İÇİNE DOĞMA MANEVİYATI

DUYULAR DIŞI ALGILAMALAR (DDA)-

Amerikalı Parapsikolog J. B. Rhine tarafından icat edilen ESP (DDA) terimi, beş duyunun dışında hissetme, anlama, algılama, bilme, görme, hareket ettirme yeteneklerini kapsamaktadır: Telepati, Prekognisyon, Psikokinezi (PK), radyeztesi, bilokasyon, tekinsiz ev, durugörü, otomatik yazı ve resim gibi olaylar...

Maddeci bir açıdan incelenen bu olayların ruhsal (psişik) olmayıp duyumsal (sansoryel) olduğunu, insan beyninin ve irade gücünün bir fonksiyonu olduğunu ifade etmek için duyular dışı algılama denmiştir. Olaylar inkar edilemiyor, fakat sebep psişik bir güç olarak da kabul edilmiyordu.

Daha sonra "PSİ Kuvveti" diye bir kuvvet kabul edilmiştir. Bu kuvvet de yine insanın kendisiyle sınırlıdır. Bedensiz varlıkların, bedenden hariç bir ruhun, varlığın gerçekliği üzerinde durulmamaktadır.

 

 

 

-TELEPATİ-

 

 

Düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulması. İki zihin veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki alış ve verişi .

Telepatide, alıcı ve verici olmak üzere en az iki kişi vardır. Deneysel olabileceği gibi, kendiliğinden de ortaya çıkar. Duyular Dışı Algılama (DDA) ismi altında araştırma konusu olan telepati, insan dimağının ve psişik varlığının zamanla yozlaşmış bir yeteneğidir. Devamlı çalışmak suretiyle bu yetenek gelişebilir.

Ruhsal irtibatlar, derin telepatik bir birleşmedir. Telepati, evrensel bir bilgi iletişim aracıdır.

Telepati, zaman ve uzay bakımından sınırlandırılamaz. Zihnin ve ruhsal enerjinin kapasitesi oranında telepatik etkileri uzay ve zaman içinde her yere ve yöne yönlendirmek mümkündür.

Dr. İ. Kogan'a göre:

"Telepatik alış-veriş sırasında telepatik verici, bir fikri kendi beyninden alıcının beynine yansıtmakta, daha çok bu fikri içeren bir enformasyonu aktarmaktadır. Bu enformasyonlar, alıcının beynine bir psi alanı vasıtasıyla aktarılır."

-DURUGÖRÜ-

Psi Alanı, vasıtasıyla aktarılan enformasyon özel dalgalar hâlinde yayılmaktadır; telepati olayını bilimin henüz bilemediği bir Güç sağlamaktadır.' (Guko ve Siskin)

Durugörünün çok yaygın bir alanı vardır. Durugörü (ruhsalgörü de denebilir), beş duyunun dışında eşyaları ve fikirleri algılama ve görmedir diyebiliriz. Esas itibarıyla duyularla ilgisi olmayan ruhsal bir yetenektir. Bu konuda en değerli çalışmaları E. Osty yapmış ve bir sınıflama meydana getirmiştir.

Medyomluk türlerinin en fazla tezahür eden şekillerinden biri olan durugörü medyomluğu, insanlar tarafından çok eskiden beri dikkate değer bulunmuştur. Çünkü, insanların geleceği hakkında bilgi vermek mümkündür ve herkes bunu öğrenmek eğilimindedir.

Durugörü, başlıca üç ana kolda incelenmektedir:

l- Basit Durugörü: Medyomun, sadece etrafındakileri görebilmesidir. Çok dar bir alan ve sınırlı mekân içerisinde kalır. Mekân ve zaman itibarıyla geçmiş ve gelecek hakkında herhangi bir fikir ve vizyon yoktur. Basit durugörüyü kendi arasında "tam" ve "kısmî" olarak da bir ayrıma tâbi tutmak mümkündür.

2 - Mekân İçinde Durugörü: Medyomun, uzakta meydana gelen olayları ya da yerleri algılaması ve gözlemesi demektir. Normal olarak gözlenmesi mümkün olmayan uzak mesafedeki veya kapalı, saklı olan şeyler medyom tarafından görülür ve ayrıntıları hakkında bilgi verilir. Mekan içinde durugörü de kendi arasında bölümlere ayrılır: İradi yarı iradî ve irade dışı...

3 - Zaman İçinde Durugörü: Kısaca, geçmiş ve gelecek hakkında bilgi sahibi olabilmektir. Görücü medyomun; uzakta olan eşyaları ve olayları görme yeteneğidir diye de bir tanım yapmak mümkündür. Keşifler, kehanetler, fallar ve peygamberane vizyonlar vs. gibi psişik olaylar bu branşa girerler. Geçmişe ve geleceğe ait olmak üzere iki kısma ayrılırlar.

-DURUİŞİTİ-

Hiçbir maddî araç olmadan, bilinen hiçbir cihaz kullanılmadan bedensiz varlıklardan, uzak maddesel ortamlardan gelen ses ve konuşmaları duymaktır.

Duruişiti, medyomluğunun uygulaması çok eskilere dayanır. Duruişitir kimse sesi, ses organıyla değil, zihniyle işitir. Ses, beynin içinde ortaya çıkar, bu sesi medyomdan başkası işitemez. Dış âlemden gelen etkiler, söz, yazı, vizyon hâlinde nasıl yorumlanıyorsa, duruişitide de ses tarzında yorumlanmaktadır. Etkileri ses hâline çeviren medyomun kendi maddî organı, beyni ve seyyalevî bedenidir.

Duruişitinin ilk çalışmalarında, eski deneyciler, oldukça büyük denizminaresi kabuğunu (coquille) bir tür megafon gibi kullanırlardı. Böylece, dışarıdan gelen ses konsantre ediliyor, kuvvetlendiriliyordu. Duru görüde nasıl ilk çalışmalarda asıl haberci vizyonları almadan evvel kendiliğinden gelen, klişeler tarzında ortaya çıkan imajlar varsa, duruişiti medyomluğunda da aynı tarzda karışık, belirsiz, amaçsız, anlamsız ses kalıpları vardır. Önce fısıltı tarzında olan sesler gitgide kuvvetlenerek normal ses tonu kadar kuvvetli hâle gelir.

Doğal uyurgezerlikte, ekstaz (vecd) hâlinde, mistik murakabede, bazı ruhsal bunalım hâllerinde, kendiliğinden olarak ortaya çıkan duruişiti olayları vardır. Telepatiden farklıdır. Telepatide alınan etki, hissî ifadeler hâlinde ortaya çıkar. Duruişitide ise böyle bir durum yoktur, beynin içinde bilinen ses gibi ses işitilir ve tereddüte yer kalmaz. Sanki beyin içine yerleştirilmiş bir telefon alıcısı var gibidir.

-PREKOGNİSYON-

Kısaca, gelecekteki bir olayı muhakeme yürütmeden bilmektir. Önceden bilmeye pek çok konular girer. Görücü medyomluk, astroloji, haberci rüyalar, şiromansi, vizyonlar, premonisyon, kesin önsezi vs. İnsan ruhunun gelecekteki olayları, durumları, kesine yakın bir şekilde bilmesinde, kendi yeteneğinden çok, rehber varlıkların, Ruhsal İdareci Varlıklar'ın dahli vardır.

Önceden bilme, yalnız insanlarda görülmez. Birçok hayvanlar, deprem olmadan önce bunu kuvvetle hissederler. Kuşlar göç ederlerken yollarını önceden bilirler. Karıncalar, şiddetli geçecek kış için önceden besin biriktirirler.

Önceden bilme, her devirde insanları cezbetmiştir. İnsanlar, her zaman, gelecek karşısında tedbirli olmayı, kendilerini bir tür garantiye almayı arzu etmişler, proje ve arzularının gerçekleşme derecesini öğrenmek istemişlerdir. Hatta kral ve hükümdarlar, prekognisyon, yeteneği olan kimselerle işbirliğinde bulunmuşlardır.

-PREMONİSYON-

Yakın veya uzak bir gelecekte olan bir olayın imajlı ya da imajsız biçimde, kendiliğinden bilinmesi demektir, uyanık hâlde, rüyada veya uyurgezer durumda meydana gelebilir. Bir tür önsezi'dir denebilir.

-TELEKİNEZİ-

Metapsişik anlamda, süje ve medyomların, eşyaları elle veya başka bir maddesel bir araç olmadan uzaktan hareket ettirmeleri olayına denir. Özellikle fiziksel medyomluk sahasında ele alınır. Ve fiziksel yeteneği olan medyomların belirgin niteliğidir.

Telekinezi, olayları çok çeşitlidir. Eski araştırıcıların, sebebi bilinmeyen, etkeni gizli olan hareketler için kullandıkları kriptokinezi terimi, Telekinezi'nin başka bir adıdır.
Parapsikologlar ise,
Psikokinezi terimini kullanırlar. Fakat telekinezi terimi olayın mana ve ruhuna daha uygundur.

-PSİKOKİNEZİ-

Parapsikologların, telekineziye verdikleri isimdir. Bedeni hiçbir araç araya girmeden, fiziksel bir enerji olmadan, bilinen hiçbir taşıyıcı kullanılmadan fiziki bir varlık üzerinde insan ruhu tarafından meydana getirilen direkt etkiler, fiziksel hareketlerdir.

Levitasyon, apor, eşyaların yer değiştirmesi, tekinsiz evler, darbeler, bilokasyon, ektoplazmik olaylar, manyetik olaylar psikokinetik adı altında incelenmektedir.

Telepati Prekognisyon Psikokinezi
Durugörü Premonisyon  
Duruişiti Telekinezi  

DDA ÇEŞİTLERİ:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2217

 

AnaSAYFA